22 Nisan 2007 Pazar

Türklerde Bağımsızlık Anlayışı

Türkler, bağımsızlık duygusu iliklerine kadar işlemiş bir millettir. Eskiden günümüze kadar baktığımızda, Türkler için bağımsızlık adeta, yaşamın temel şartı haline gelmiştir. Örneğin, Göktürklerin fetret devrinde, Çin egemenliğindeki dönemler için abidelerde,”Türk milletinin ölümü” olarak vasıflandırılan ve bağımsızlıktan mahrum herhangi bir topluluğu “ölmüş” kabul eden bu ifadeler, Türklerin bağımsızlıklarına ne kadar düşkün olduklarını gösteren apaçık bir delildir.
İslamiyet’ten önceki Türklerin bağımsızlık aşkı ve mücadelesine verebileceğimiz örnek çok fazladır. Örneğin bir Kür-Şad olayı, bir Hun imparatoru, Ho-han-yeh’in kardeşi Ç,-çi’nin tepkisi, Doğu Gök-Türk hükümdarı İşbara’nın mektubu ve tepkisi güzel örneklerdir.
İslamiyet’le birlikte ve yine “bağımsızlık” duygusundan bir şey kaybetmeyen Türkler, tarih sayfalarında bir devlet, büyük ve güçlü bir imparatorluk kurarak, bağımsız bir topluluk olarak adlarından söz ettirmişlerdir.
Daha dün diyebileceğimiz kadar yeni bir olay. Osmanlı’nın son demleri ve Türkiye’nin kuruluş zamanları, işgalci ve emperyal güçlere karşı “Anadolu”da verilen mücadelenin ismi “Kurtuluş Savaşı = İstiklal Harbi”dir. Bu savaşa, bu mücadeleye “İstiklal Harbi” denmesi oldukça manidardır. Yüzyıllardır, dünyaya meydan okuyan Osmanlı son anlarında, güçsüz düşmesi ve çaresizlik içindeki bir dönemde işgal edilmesi, Türk milletinin kanına dokunmuş, çaresizlik ve yeterli gücün olmamasına karşın, mücadele etmiştir ve bu bağımsızlık aşkı onu zafere götürmüştür.
Zafer sonrası kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu M. Kemal;”Bağımsızlık benim karakterimdir” demiştir.
Bu sözlerin sahibi Ata-Türk olması hasebiyle Türklerin duygularına tercüman olmuştur. Bu sözden anlaşılan en güzel sonuç, Türkler için, “Bağımsızlık Türklerin karakteridir.”
Aynı zamanda yen kurulan Devletin milli marşının ismi “İstiklal Marşı” olması dikkate şayandır. Türkler, marşlarının ismini dahi “İstiklal” olarak adlandırmıştır. Marşın yazarı milli şair M. Akif Ersoy, ne güzel anlatıyor;
”Ben ezelden beridir hür yaşarım hür yaşadım
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış şaşarım.”
İşte bu ifadeler gerçekten Türk Milleti’nin bağımsızlık geçmişini dile getirmektedir.
Devlet ve millet için siyasi istikbal kadar, hatta ondan daha da fazla kültür bağımsızlığı önemlidir. Türkler, siyasi istiklallerini korumakta ve savunmakta gösterdikleri hassasiyeti, kültür istiklallerini korumakta ve savunmakta gösteriyorlardı. Bununla ilgili olarak şu örneği verebiliriz. Çinliler, Doğu Gök-Türkleri Çince konuşmaya, Çinliler gibi giyinmeye, teşvik ediyorlardı ve hatta zorluyorlardı. Buna karşın İşbara Kağan, Çin İmparatoruna gönderdiği mektupta şöyle cevap verdi;”Size bağlı kalacak, haraç verecek, kıymetli atlar hediye edeceğim. Fakat dilimizi değiştiremem, uzun saçlarımı kestiremem, halkıma çinli elbiseler giydiremem. Adetlerinizi kanunlarınızı almama imkân yoktur. Çünkü bu bakımdan bütün milletim hassasiyetle çarpan bir kalptir.”. İşbara Kağan şunun farkındaydı; eğer kültürel yönden bağımsızlıklarını yitirirlerse asimile olacaklar ve “millet” olma bilinçlerini yitirecekler ve bu da yok olmalarına sebep olacaktır. Yüzyıllar önce bunun farkında olan Türk Kağanları, kitabelerde Türk milletine siyasi bağımsızlık kadar kültürel bağımsızlığın önemini vurgulamaktadır.
Günümüzde ise emperyalist güçler, Türklerin siyasi bağımsızlığını yok edemeyeceklerini anlamış, ve Türk milletine kültürel savaşlar açmaktadır. M. Kemal diyor ki;”Sİyasi zaferler, ekonomik zaferlerle taçlandırılmazsa, gerçek zafer elde edilmiş olmaz.” İşte bu söz, tam bağımsızlığın sadece siyasi olmadığını aynı zamanda ekonomik ve hatta sosyal ve kültürel bağımsızlığın da şart olduğunu dile getirmektedir.
İşte tüm bunları göz önünde bulundurarak, bizler kendi kültürümüze(Türk-İslam kültürü) ve mukaddesatımıza sahip çıktıkça kimse bizi yenemez. Ve yine Bilge Kağan’ı dinleyelim “Ey Türk Milleti; üstte gök yıkılmaz, altta yer delinmezse ilini(devletini) ve töreni kim bozabilir.” İşte tüm mesele bu ve son söz: Büyük ve tam bağımsız Türkiye için;
“Ey Müslüman Türk Milleti, titre ve kendine dön”

(Not: Buradaki yaklaşım Irkçı bir yaklaşım değildir. Konumuz,”Türklerde Bağımsızlık Anlayışı” olduğu için “Türkler”e vurgu yaptık.)

Yavuz Selim Türkmen

6 yorum:

AGA dedi ki...

Genel manada bizim alışa geldiğimiz "arkeolojik bir -ulus- kültüründen" etkilenilmiş yazıda. Burada ki yazı sonuna düşülen notunda yerinde olduğunu da kayda geçirmekte yarar var. Ama benim asıl merak ettiğim (aslında bir yerde sorgulamaya değer bulduğum) bir millet olarak ki "bağımsızlık" algımız ve bunun binlerce yıllık tarihimiz içinde hangi paradigmalardan etkilendiğidir. Örneğin 20. yy. başında verdiğimiz mücadele sonucunda Modernitenin bir paradigmal boyutu olan "ulus devlete" göre kendimizi bağımsızlaştırdık veya Anadolu Selçuklu Devleti'nin kurucu dinamiklerinden biri hiç şüphesiz derin bir -kültürel- sıçrama olmuştur (buradaki kültürün geleneğe karşın geliştiğini de hatırlatmalı); diğer yandan Osmanlı'nın birçok döneminde bağımsızlık paradigmasının değiştiğini görürüz (Örneğin 18yy daha kozmopolitliğini korumaya çalışan bir yapı; 19.yy da modernitenin getirdiği, içi ziyadesi ile boş bir balon haline dönüştürülen "hürriyet" kavramı, 20. yy da ise İslamcılıktan, Turancılığa, Batılılaşmaya... Türk aydının kafasında çok çeşitli ve zıt modellemeler oluştuğunu görürüz.).
Ama özetle milletimizin karakteristik bir özelliği olarak -buyruk altına girmeme, -ferdi hürriyetten ziyade-, toplumsal, siyasal hayatta (ulus içi ve uslular arası bazda) kendi işimize karışılmaması gösterilebilinir.

atakhan galip dedi ki...

güzel ve özet bir yazı. özellikle örnekler çok güzel olmuş yavuz teşekkür ederim. neden örnekler önemli. çünkü anlatılan şeyin kuru bir ideolojik görüş olmadığını gösterir. bunun dışında farklı bir bakış açısı sunmama umarım kızmazsınız. bu bağımsızlık duygusu karakterimizi göstermesi açısından gurur verici. ancak aklıma sorular takılıyor. neden bu bağımsızlık duygusu işler en son raddeye geldiğinde ortaya çıkmakta. yani örneklere baktığımızda artık son seçim zamanı geldiğinde uyanıyoruz. neler oluyor bi dur diyelim diyoruz.tabii bunun birçok sebebi var ama bağımsızlığımızı kazansakta çok şey yitiriyoruz yada yıpranıyoruz. bu noktaya daha çok eğilmemiz lazım gelir. bizi kırmadığı için yavuz'a çok teşekkür ederim. yazılarının devamını bekliyoruz...

Yusuf Gürer dedi ki...

Bağımsızlığına dört elle,kerpeten misali;tutkallanan,sarılan;kaç millet vardır acaba?... Böyle "yüksek karakterli" bir giriş yaptığımı saklamayacağım. Çünkü,bizim için bağımsızlık -bize yakışan- diğer bir tabirle; "istiklal-i tam";teoriler üzerinden kazanılmış haklar topluluğu değildir!.. Bugün bizler bu 'istiklal felsefesi' üzerine uzun uzun konuşmalıyız!

Arkadaşımız tarihsel süreçteki bağımsızlık anlayışımıza ilişkin dinamikleri sıralamıştır. Ellerine sağlık.

20. yüzyılda Britanya emperyalizminin çatırdamasıyla,dünyada vuku bulabilecek 'süper güç' boşluğuna aday ABD;bu yıllarda,'mandater' devletler yaratma politikasına başvurmuştur! Demokrasi,özgürlük, ve en önemlisi 'bağımsızlık' vaat ederek başlattığı yayılımcı politikalar;soğuk savaş yıllarında kalkınma yolundaki yardımlar(Marshall yardımları gibi) v.s bugüne kadar devam etmiştir!

Şekillenen dünyada,konjonktürün öngördüğü 'değiştirmeye yönelik' hamleler;istiklal-i tam konusunda taviz vermemeye kararlı bir millet;bunlar iki keskin uç! Bugün de aynı uçlar arasında,bir savaşın olduğunu kimse inkar edemez!

aysegul dedi ki...

Keşke yavuz daha çok anlatsaymış tarihimizin nasıl da bağımsızlık öyküleriyle dolu olduğunu. Sevgili tarih dersi hocamın (İlter Ertuğrul) dediği gibi: "Türk milleti garip bir millettir. Beklenmedik zamanda beklenmedik tepkiler verir." Türkiye'de milleti aptal yerine koyup, aslında ülkeyi halkın yönettiğini yıllarca unutanlara karşı uzun süre hiç sesini çıkarmamıştır ama 14 nisanda "BU HALK HALA BURADA, HERKES GÖRSÜN" diye yapılan cumhuriyet mitingi de bu bağımsızlık tepkilerinden biridir. Artık Amerikan boyunduruğundan kurtulunmalıdır. Bu ülke gerçekten bizim olmalıdır.

Türkmen dedi ki...

Arkadaşlar yapmış olduğunuz uyarı ve tenkitleri okudum. Elbette ki bunları dikkate alacağım. Yazı da elbetteki Türk Tarihinin birçok yerine değinmedim değinemedim. Çünkü sizinde malumunuz ki Türk Tarihi pldukça uzun ve konuyla ilgili birçok olay mevcuttur. Yapabildiğğim sadece benim çok dikkatimi çeken konular olmuştur. Ayrıca konunun bütünlüğünü bozmamak amacıyla hareket etmiş bulunup konu dışına çıkmamaya özen gösterdim. Eksik olarak görülen ve belirtilen konular belki bir başka konu başlığı altında etreflıca konuşulabir.
Yorumlarınız için Teşekkür ederim.

deniz karakışla dedi ki...

hiç kuşkusuzki her milletin kendine ait milli manevi ve maddi değerleri bulunmaktadır.Değerli Yavuz Selim Türkmen arkadaşımında belirttiği gibi Türklerde bağımsızlık kavramı önemli bir yer tutmaktadır.Hun devletinden 21. yüzyıla kadar geçen sürede Türk dünyası için vatan sevgisi bayrak sevgisi ve bağımsızlık duygusu büyük bir aşk olmuş bu aşk töreyle ülküyle birleşmiş ve bir milli özellik haline gelmiştir. Anadolu halkının Türkiye Cunhuriyet'ini kurmak için verdiği eşsiz mücadele, SSCB mezaliminden sonra Türk devletlerinin bağımsızlığı perçinlemek için dilde kültürde ve dinde öze dönme çabaları ve bugün birleşmek için ortak politikalar ortaya koymaları Kuzey Irak'ta Türkmenlerin Karabağ'da Azerilerin bağımsızlık için mücadele etmeleri ve bu mücadeleden hiç bir güç tarafından vazgeçirilemeleri Türk'ün bağımsızlığa verdiği önemi anlatan en açık örnekler olduğunu düşünüyorum.Bugün bağımsızlık kavramına verdiğimiz önem sadece geçmiş dönemlere ve günümüze ait bir özellik olmayıp bundan sonrada gelecek Türk nesilleri tarafından devam ettirilecektir.