Markalar
Dünyada pek çok danışmanlık şirketi bugün en değerli markalar sıralaması yapıyor. 2006 senesinin verilerine baktığımızda Interbrand ve Businessweek’e göre birinci Coca-cola, ikinci Microsoft, üçüncü IBM, yirmi dördüncü Google. Millward Brown adlı danışmanlık şirketine göre ise birinci Google, ikinci General Electric, üçüncü ise Microsoft.
Şimdi biraz soruları değiştirelim Türkiye’nin neden en değerli 250 marka arasında ismi geçmiyor? Kuruluşunu bizim gördüğümüz bir firma dünya çapında ses getirirken bizim markalarımız niçin bilinmiyor? Gerçi bizim markalarımızda logolarının altına “since 1892” yazmayı iyi biliyorlar. Burada bazı yanlışlarımız ortaya çıkıyor.
Gördüğünüz üzere en değerli markaların hemen hemen hepsi Amerikan menşeli. Bunun sebebine bakınca niçin ülkemizden bu tarz markaların çıkamadığını daha açık bir şekilde anlıyoruz. ABD’de ar-ge’ye ayrılan rakam GSYIH’in(gayri safi yurt içi hasıla) %2.72 (2000) , AB-25’de %1,81 (2003) 2010 hedefi %3, Türkiye de ise %0,67’dir.
İstatistiklerin diğer ilginç sonucu ise Türkiye’nin Ar-Ge harcamalarında kamunun payı %57, ABD’de %31, AB-25’te %35. Buradan anlaşıldığı gibi özel sektör maalesef bu konunun öneminin farkına varamamış durumda ya da en ufak bir sıkıntı olsa ilk kısıntıya gidilen yer Ar-Ge bütçeleri.

Başta sorduğum sorulara bir nevi yanıt ve yeni bir ufuk açması için Dr. Murat Toktamışoğlu’nun Kot Pantolonlu Yönetici adlı kitabından aldığım kısa bir bölümle bitiriyorum:
- 1 kg çelik 0,42 USD
- 1 kg Mercedes araba 43 USD
- 1 kg DVD 1925 USD
- 1 kg İpek gecelik ve sabahlık 2500 USD
- 1 kg Altın 8500 USD
- 1 kg Viagra 25900 USD
- 1 kg Pentium III 800 Mhz 94000 USD
M. Akif Memmi
4 yorum:
Kapitalizmin II.Dünya Savaşı'ndan sonra geçirdiği evrim,dünya ekonomisini ve bu sayede siyaset ve sosyal hayatını bir bütün halinde imhaya yönelmiştir. Bu imha siyasetinin temelinde 'gelişmekte olanlar' diye tanımladıkları Türkiye ve bize benzeyen ülkeler bulunmaktadır.
Markaların,şirketlerin,isimlerin,holdingleşmelerin bu dönemde büyümesi,ekonomide büyük paylara sahip olması elbette tesadüf eseri olmamıştır. Koka kola gibi,microsoft,shell,mc donalds v.s gibi şirketler/markalar bu sistem içerisinde en büyük parsayı toplamışlardır ve devam ettiklerine şüphemiz yoktur!
Akif'i başarılı konu seçiminden ötürü kutluyorum. Fakat,ben bu kurumların/markaların büyümelerinin arkasında küreselleşen piyasaları,küreselleşen kültürü,art niyet sahibi sermaye sahiplerini görüyorum.
Bir diğer noktada da şunları söyleyebilirim: Türkiye'de Ar-ge çalışmaları konusunda devlet desteğini de göz ardı etmemek gerekir. Devlet vergi mükelleflerinden Ar-ge çalışmalarının %40'lık kesimini vergiden muaf tutarak,vergi indirimi sağlamaktadır. Tabii bu gibi teşvikler bizim markalarımızı bir numara yapmaz! Bunun sebebini başka konularda,başka tür politik enstrümanlarla arayalım derim!
Hoş bir yazı olmuş,güzel bir konu,devamını bekleriz Akif!
endüstri devriminden sonra başlayan üretim sürecinde 20.yy dan itibaren yerini markalaşma sürecine bırakmıştır.bunu ilk anlayan ülke amerikadır çunku yönetim bilmi ilk 1870 li yıllarda amerikada ortaya çıkmıştır.
türk insanının argeye önem vermemesi bence sosyo piskolojik bir araştırma konusudur ve bununla ilgili birçok makale bulunmaktadır.insanımız daha çok sıcak parayı sevdiiniden ve uzun vadeye pek sıcak bakamadığından arge ye gerekli bütçeyi ayırmamaktadır kanaatimce.herşey daha huzur dolu bir türkiye için..
Marka oluşturma işinde Ar-ge tek başına belirleyici bir etken değildir. Bir alanda marka olabilmek orjinal olmayı yada öncü olmayı gerektirir. Bu yazıda büyük markalar olarak gösterilen şirketler aslında alanlarında öncü konumundadır yada orjinal bir fikre dayanmaktadır. Bu durumda "bak google'a, bak coca cola'ya ne marka yaratmışlar adamlar." deyip aynı yoldan giderek marka yaratılmaz. Benim kanımca biz öncelikle başkalarını övme kendimizi yerme huyundan vazgeçmeliyiz.
Oi, achei teu blog pelo google tá bem interessante gostei desse post. Quando der dá uma passada pelo meu blog, é sobre camisetas personalizadas, mostra passo a passo como criar uma camiseta personalizada bem maneira. Até mais.
Yorum Gönder