Sıkıntılı Günler
Sık ara ile yazmış olacağım ama bir yazı daha yazmak gelen yorumlar ve saygıdeğer Yusuf’un yazısı üzerine farz oldu. Merak ediyorum ne yapılmak isteniyor ve ne yapılmalı? Avrupa Birliği yolunda ilerlemeyelim ne gerek niye ihtiyacımız var ki? Kopenhag Kriterleriymiş yok demokrasi yok insan hakları bunlar bizim milletimizi zehirlemek bölmek amacıyla icat edilmiş şeyler, milletimiz kendi işine baksın seçim zamanı oy versin yalnız orada da öyle çok büyütmek yok zira olurda önemli mevkileri etkileyecek düzeye gelirseniz olmaz hemen balans ayarı çekilmesi gerekir zaten bunlar iki parti döneminde bile yollarını şaşırdılar yok yok bunlar kıymet bilmez neyse...
Dış sermaye lazımmış sıcak para gelecekmiş basarız aslanlar gibi Merkez Bankasında paraları sıcaksa sıcak soğuksa soğuk para borç morç kalmaz. Zaten özelleştirme ile sömürdüğünüz yeter bu milletin yıllarca didinerek yaptıkları fabrikaları bir gün gelecek yabancılar alıp gidecek o fabrikaları hele topraklarımızı göz bebeğimiz onları da satıyorlar utanmadan yok burgu kuleymiş yok gökdelenmiş insan çalışacakmış orada yok işsizliği azaltacakmış, ya adam alır giderse memleketine toprağı zaten tipini de beğenmedim pis Arap.
Bu ampul müdür hükümet midir nedir izin vermiyor orduya hepsi satılmış gireceğiz K. Irak’a pkk’nın yuvasını dağıtacağız bütün memleket rahatlayacak...
Arkadaşlar affınıza sığınıyorum ama ciddi bir şekilde rahatsızım bugünlerde ki havadan. Bugün Türkiye’de demokrasiye müdahale edilmekte halkın iradesine müdahale edilmekte sadece siyasal ayrılıklar yüzünden askerden medet umanlar var yani eğer beğenmiyorsanız seçim sandığında beğendiğiniz partiye oy verin. Bunu memleket elden gidiyor laiklik elden gidiyor yaşamımıza müdahale ediliyor bak asker aslında terörü bitirecek ama hükümet önünde engel havasına getirilmeye çalışılmakta. Bugün yıllardan beri iktidarı elinde tutan tek parti zihniyeti artık iktidarının sallanmaya başladığını gördüğü için adeta bir vuruşa vuruşa çekilme durumuna gelmiştir(iktidardan kasıtım meclis iktidarı değil, C.başkanlığı, Anayasa Mahkemesi, YÖK, Danıştay, Yargıtay’dır). Tamam, mevcut iktidar süreci iyi götürememiş olabilir ama sizlere sormak istiyorum “Kız mini etekliydi oldu fakat tecavüzcünün hiç mi suçu yok”. Bugün ekonomiyle yıkamayacaklarını anladıktan sonra Hükümete terör olayları vesilesiyle yüklenmeye çalışılıyor biz daha önce 30’a yakın K.Irak’a girip çıkmadık mı ne kadar faydası oldu bunun böyle davullu zurnalı sınır ötesi operasyon mu olur karşınızda ki muhatap düzenli ordu değil ki adam orda sen geldiğin zaman şehre inecek. Ayrıca Tunceli, Ankara ne kadar sınıra yakın karakol baskını yapmak bu kadar kolay mıdır? K. Irak’a girdiğimizde gelecek ölende öldürülende bizden gidecektir bunlar iç savaşın tohumu olur. Bugün Güneydoğuda sıkıntı varken yarın biz İstanbul’da Ankara’da sokağa çıkamayacak hale geliriz. Genelkurmay kitlesel refleks istemekte ne yapmalıyız? Vergimizi veriyoruz, silahsa silah, paraysa para her cenazeden sonra sloganlar atılıyor eğer istenen büyük mitinglerse o da olur ama bir şehidimizin arkasından yapacağımız büyük bir miting o heyecanın etkisiyle ufak bir provokasyonla büyük olaylara vesile olur altından kalkamayacağımız.
Özelleştirmelere karşı olunabilir bankaların yabancılara geçmesine itirazlarınız olabilir bunlar risktir ama Türkiye’nin bunları kontrol edecek kurumları vardır BDDK,SPK gibi kuruluşların özerkliği korunabilirse hiç bir sıkıntı olmaz. Dış sermaye artık Türkiye’de hazır olanı satın almak yerine yeni yatırım yapma evresine gelmiştir biz burada oturup birbirimizi yemekteyiz. Eğer oldu da kötü bir durumda diyelim ki üretimi durdurdu yabancı şirketler gerekirse askerimizi çıkarırız üretimi yaptırırız.
Bugün AB’yi istememizin en büyük sebebi bizim insanımızın bizim insanımıza gerekli olan ve temel ihtiyacı olan hakları vermemesidir. Biz kendi kendimize sürekli köstek olmaktayız. İçimizde hala birbirimizi çekememekteyiz hala lisede namaz mevzusu günlerce gündemimizi meşgul edebilmekte artık şu an dalga geçtiğimiz “Komünizm bu kış kesin geliyor” geliyor ifadesi ileride bu kış haber verdiler Şeriat geliyor, irtica geliyor, Laiklik elden gidiyor şeklinde olacaktır. Bir önceki yazımda da belirttiğim gibi toplum olarak bir hedefe kilitlenip onun peşinden gitmeliyiz sizlere bir örnek verip bitireceğim. Sony şirketi bundan 50 yıl önce bir hedefle çıkmıştı Japon kültürünü geliştirmek, Öncü olmak, İmkânsızı başarmaktı ve o zamanlar made in japan demek kalitesiz mal demekti şimdi ki made in china gibi. Şuan ama Japon mali dediğimiz zaman en çok tercih edilen markalar Sony, Toyota gibi şimdi konudan uzaklaşmış gibi olduk ama nedense Japon firmaların gelişimi Japonya’nın gelişimi ile paralellik gösteriyor. Aynı şekilde kitlesel refleks halinde devlet adamıyla özel sektörüyle bir şeylerin peşinden koşmamız gerekiyor.
Bir sıkıntıya daha deyineceğim zaten insanlarımız siyasetçilere güvenmiyor artık devletin diğer kurumlarına güven azalmaya başladı. Anayasa Mahkemesinin siyasi karar alması bu kuruma olan güveni sarstı özellikle belli bir kesimde şuan aynı şey Genelkurmay için geçerli artık sık kullanılanlarımıza Genelkurmayın sitesini ekledik haber sitesi gibi sürekli açıklamalar olmakta ve siyasi özellikler taşımakta bu açıklamalar şuan her şeyin üzerinde tutulan Mehmetçiğimiz kendini bazı şeylerin üstünde tutmalıdır. Aksi takdirde kendine olan güveni yitirecekir. Şimdilik bu kadar gelecek günler hareketli geçeceğe benziyor. Devamı gelecek...
M.Akif Memmi
2 yorum:
İlk önce şuradan başlayım Yusuf seninle fikir ayrılığımızın temeli benim askeri müdahalelere karşı olmam ve bunu sivil iradeye zıt bulmam. Yani ben darbeler kötüdür ama 80'de lazımdı demem. Askerin siyasete müdahalesiye ilgili benimde blog'uma koyduğum http://makifden.blogspot.com/
2007/02/st-dzey-komutann
-tarihi-itirafmehmet.html
şu yazıya bir bak istersen.
Yusufcum yorumuna bir yorumda ben katıyım fikirleri tokuşturmaya devam edelim. Ben herşeyden önce şunu söyleyerek başlamak isterim bana partizan demişsin olabilir doğrudur öyle görebilirsin eyvallah senin benden ekonomi bilgin çok daha yüksektir bölümün dolayısıyla ancak bana partizan deyip ekonomideki rakamları çarpıtarak yorumlayan Güngör Uras Erkan Kumcu gibi yazarları örnek vermen olmamış hatta Yiğit Bulut'uda eklesen iyi olurdu bu konuda istersen şuna http://ekonomiturk.blogspot.com/
search/label/Gungor%20Uras
bir bak ben Güngör Uras'ın birkaç yazısını okudum ve buradan verilen cevabı da okudum aynı konu hakkında ki ekonomiturk'un yorumu daha mantıklı geldi. Erkan Kumcu ile ilgili de aynı şekildeydi ama onu bulamadım link halinde sonra bulursam onuda gönderirim. Eğer sen daha mantıklı bir yorum getirirsen sen doğrusun. İlla yaşamdan bir örnek istersen ben 2004'de ABD'den dolar getirdim gelince TL'ye çevirdim param hala aynı seviyede bugün benzin çok zamlanmasına rağman birçok ürünün fiyatı çok farklı değil üretimin durma noktasına gelmesinin bence büyük sebebi eskiden çok büyük karlarla çalışan firmalarımızın bugün rekabet sebebiyle karlarının %50'lerden %10'lara düşmesidir.
Bozuk saat bile günde iki kez doğruyu gösterir. ABD Irak'a demokrasi insan hakları getireceğim sebebiyle saldırdı diye demokrasiyi yada insan haklarına karşı olacak değilim bunlar herşeye alet olsun diye bir düşüncem yok. Veya Fransa göçmenlerine kötü davranıyor diye kopenhag kriterleri kötüdür demem, sanırım beni yine partizan kabul edip ortalıkta dolaşan Tayyip Erdoğan maillerinde geçen ne zaman söylendiğini bilmediğim Demokrasi bizim için bir tranvaydır inmek istediğimiz zaman ineriz sözünüde bana yakıştırdın ona da eyvallah... Ki bir insan oy verdiği ya da desteklediği partinin bütün icraatlarını beğenmek zorunda değildir, yine güzel blogumuzdan içişleri bakanlığını eleştiren bendim. Aynı şekilde mensup olduğu partinin icraatlarını eleştiren bizzat milletvekilleri de tanıyorum.
22 Temmuzda biz kötülerin arasından kötünün iyisini seçeceğiz. Başka alternatifler düşünenlerde olacaktır hatta seçimlere karşı olanlar olacaktır.
Akp'li belediyelerin çok hatası var her ne kadar susuzluk ve sokaklarda ki çöp yığınlarını büyük ölçüde çözselerde daha gidecekleri çok yol var..Ne alaka bu konuya giriyorsam...
Son sözüm biraz siyasi yazılara ara versek blogumuz için daha iyi olacak sanırım selamlar...
m.akif'in yazılarını yakından takip ediyor,okuyor ve beğeniyorum.ama yusuf gürer'in yazılarını sadece okuyorum.beğenmek demek yüzde yüz görüşlerine katılmam anlamına da gelmiyor.beğenmek demek yorum yapmam anlamına da gelmiyor.ama özellikle toplumumuzda "AB'ye girdiğimizde sınırlar kalkacak egemenliğimiz elden gidecek" diye dar düşünenlerin olduğu bu dönemde arkadaşımızın AB üzerine yazı yazması kadar güzel bir şey olamaz.yani AB yi ekonomik bir birlik olmasından öte siyasi bir birlik olarak tanıtılmaya çalışıldığı bu dönemde bu arkadaşımızın bilgilendirmeye yönelik olarak yazdığı yazılardan ötürü tebrik etmek gerekir.aynı şekilde içinde bulunduğumuz seçim sürecinde siyasi yazı yazması da gayet doğaldır.arkadaşımız illa şu parti iyidir demiyor zaten.bize okulda öğretilen siyaset tanımı şöyledir:"toplumun ortak iyisine atıf yapan her şey siyasettir.yani ortak iyisi gerekli değil;atıf yapması yeterli"akif arkadaşımız da bu atıf üzerinde yoğunlaşmış yazılarında zaten.yalnız yusuf gürer öyle bir yorum yapmış ki yazısında "Bahçelievler'den Sultanbeyli'ye iki buçuk saatte,kızgın güneş altında gebere gebere geldim ve bu yazıyı gördüm!" cümlesini özellikle belirtmesine gerek kalmamış.zaten senin bu yorumunu okuyan her aklı selim ikibuçuk saat gebere gebere kızgın güneşte yürüdüğünü anlar.her aklı selimin bir siyasi görüşü olur.ama bu her aklı selimin partisi olduğu anlamına gelmez.akif arkadaşımızın da bir siyasi görüşü vardır ve ben de her medeni insan gibi bu görüşüne saygı duyuyorum.ama hiçbir aklı selim siyasi görüşünden ötürü bir başkasını PARTİZAN diye suçlamamalı.aynı şekilde bir görüş doğrultusunda da yazması konusunda da talimat vermemeli.ekonomi konusuna gelince ben de bir ekonomist adayıyım.akif arkadaşımıza öyle yazarlar tavsiye etmişsin ki akif yiğit bulutu benim ağzımdan aldı vallahi.öyle ekonomi terimlerini süsleyip püsleyip bir bilmişlik havasına girmeyelim lütfen.benim şahsi kanaatim ekonomist böyle sohbetleri ekonomistlerle münazara esnasında yapar. öyle ulu orta ekonomistin anlayacağı türden cümleler kurup da dikkatleri kendi üstüne çekmeye çalışmaz.karşıdaki kişinin de ben senin kadar ekonomiden anlamam demesi de onun haklılığını teyit etmez.ben bu psikolojiden birinci sınıfta kurtuldum.bir de yusuf gürerin yorumunda hiç de etik olmayan üç harfli bir kelime var.sadece bilimsel yazılar yayımlanan bu blogda böyle ahlak dışı bir kelime kullanmandan ötürü seni kınıyorum.bu kınamayı blog yöneticilerine havale edecektim ama blog'u tam inceledim ki sen kurucu üç yönetici arasındaymışsın.arkadaşım sana tavsiyem: sen Güngör Uras,Ercan Kumcu, yiğit bulut ve bunların yanına emin çölaşanı da al ayrı bir blog kur.hepiniz aynı kafadansınız hiç yoktan yöneticiler arasında hiciv olmaz.rakamları siyasi görüşe göre sündürürsünüz, emin çölaşan da sizi siyasal iktidara bombardımanla destekler ve size uzun ince bir yol açılır.ha şunu da belirteyim:yusuf gürer arkadaşımız böyle bir blog kursa dahi ben bu blog ve yöneticilerine PARTİZAN deme çukuruna düşmem.
Yorum Gönder