Seçimin Ardından
Abdurrahman ve Yusuf’un değerlendirmelerinden sonra ben de kendimce gözüme takılan birkaç şeyi yazmak istedim seçimlerin ardından. 22 Temmuz seçimlerini yaptık herhangi bir sıkıntı olmadan. Bunu söylüyorum çünkü bazı yazarlar seçimlerin ertelenmek zorunda kalınacağını ülkenim kargaşa ortamına gireceğini ve K.Irak’a girmek zorunda kalınacağını söyleyen yazılar yazdılar. Hudson enstitüsünde ki senaryolar da bunları doğrular nitelikteydi. Neyse ki hiçbiri olmadı seçimi sağlıklı bir biçimde atlattık. Şimdi kısa başlıklar halinde birkaç konuya bakalım.
Güney Doğu ve Doğu
Yukarıda ki bölgelerde iki parti vardı.Ak parti ve Dtp. Özellikle Ak partinin bu bölgelerdeki başarısının çok önemli olduğunu adeta tekrar bir merkeze bağlanma olduğunu düşünüyorum. Ayrıca Dtp’nin meclise girmesinin de ülkemiz için önemli olduğunu ve bu temsille birlikte bu milletvekillerinin bölgelerindeki geri kalmışlığa, problemlere çözüm bulacaklarını ümit ediyorum. Bu konuda dün bir habere rastladım, sanırım Van Başkale’de 8 kişi kaçırıldı pkk tarafından sebebi Başkale’de 120 oyun Dtp’ye 180 oyun Ak partiye çıkması. Bunun üzerine pkk 200 bin ytl ceza kesmiş Başkale’ye o da ödenmeyince 8 kişi kaçırılmış. Bugün bile durumun ne olduğu orada ortada o yüzden çokta fazla tepki göstermemek lazım çıkan seçim sonuçlarına Doğu bölgelerimizden.
Meclis
Daha önce bir yorumumda belirttiğim gibi şuan mecliste 7 partinin temsilcileri bulunmakta. Seçime katılım oranının yüksek olması ve temsilinde yüksek olması hem değişik düşüncelerin dillendirilmesi hem de hemen hemen oy verenlerin %85’inin mecliste yer alması güzel bir olay. Bu arada Erdoğan’a deyinmek istiyorum daha önce Erdoğan’ı Kasımpaşalı sözlerinden kabadayıca laflarından dolayı başarılı bir lider olarak görmezdim ama partisinden 150 kişiyi eleyip yerine çoğunluğu farklı düşüncelerden gelen yeni yüzleri yerleştirip oldukça büyük bir başarı kazanması benim gözümde onu lider yaptı. Ayrıca seçimden önceki tek başıma gelemezsem siyaseti bırakırım sözü, her ne kadar daha önce birçok parti başkanı tarafından çiğnense de, önemli bir hamleydi. Ayrıca Chp’nin niçin başarısız olduk toplantısında Ak partinin başarısının sebeplerini açıklaması bence komikti. İlk açıklamalara bakarsak Chp yine bildiğimiz rejim ve laiklik üzerinden muhalefete devam edecek. Mhp’ye gelirsek seçimden önceki asarım, keserim, savaşırım laflarının yerini daha yumuşak politikaların alması bence güzel oldu. 367 konusunda meclise katılacağını belirtmesi seçimden önce süregelen Chp ile birlikte hareket olayını büyük ölçüde bitirdi denilebilir. Bu tip konularda ki işbirliği beni başörtüsü konusunda ümitlendiriyor hatta Zeki Sezer’in dünkü Zaman’daki röportajında başörtüsü yasağına üniversitelerde karşıyım demesi çok güzel gelişmeler. Sanırım yeni hazırlanacak anayasada YÖK konusunda önemli değişiklikler yapılacak. Yeni gelişmelere göre biz yine yorumlarımızı yapacağız.
Ayrım
Chp genel başkan yardımcısı Onur Öymen’in oğlu Milas’ta yabancı ortaklarıyla 1.5 milyar dolarlık proje yapıyorlarmış. Bir siyasinin akrabası ailesi iş yapmayacak diye bir şey yok ama Erdoğan’ın oğlunun “gemicik” olayına takılanlar bu konudan pek fazla bahsetmediler. Aynı şekilde Ankara ve İstanbul Belediyelerine susuzluk sebebiyle saldırılırken İzmir Belediyesine bir şey denmemesi hatta Eskişehir Belediyesinin su sporları için yaptırdığı göletin baraj diye sunulması için düşündürücü. Tabi medyanın tarafsız olmaması kabahati yok etmez her ne kadar büyük bir kuraklık olsa da belediyeler bunun önlemini çok daha önceden almaları gerekirdi.
En önemlisi
Medyadan takip ettiğimiz üzere seçimden önce gaz konusunda bizi büyük ölçüde rahatlatacak ve tekrar enerji koridoru olma konusunda elimizi güçlendirecek bir ön anlaşma yapıldı. Dileriz gerçekleştirilir ve inşasına biran önce başlanır. İkinci güzel gelişme Türkî cumhuriyetlerden ülkemize gezme amacı ile geleceklere vize uygulaması kaldırıldı bu da dostluğumuzu pekiştirecek ilişkileri kuvvetlendirecek bir hamleydi. Üçüncüsü ve bence en önemlisi aralarında Malezya, Pakistan, Fas bulunduğu 18 İslam ülkesiyle kademeli olarak gümrük kaldırılıyor. IKÖ kedi olalı bir fare tuttu desek çok yanlış olmaz herhalde. Bu 3 gelişme eğer gerçekleşirse bence seçim sonuçlarından ve cumhurbaşkanlığı seçiminden de daha önemli.
Şimdilik gelişmeler böyle haftaya taşlar biraz daha yerine oturmuş şekilde tekrar bir yorum yaparız. Birde cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili bir cümle söyleyelim "cumhurbaşkanı sözde değil özde demokrat olmalıdır." Yok yanlış mı söyledim neyse böyle idare edelim...
Mehmet Akif Memmi
6 yorum:
akp artık tartışmasız bir merkez parti olmuştur. ama henüz kurumsal bir oluşum olma yolunda epey yolu vardır. hala R.Tayyip Erdoğan'ın adı ve "karizmatik" kişiliği ile yürüyen bir oluşum. hiç bir pati kolay kolay kurumsallaşamaz bu siyasi partiler kanunu ve en önemlisi ise siyaset yapma zihniyeti değişmediği sürece.
akp ye merkez partisi olmak iddiası bu seçimde bir hamle yaptıran etkenlerden biri olmuştur. ama türk siyasi tarihi bize traji komik bir şekilde hatırlatırki; merkez de olmak -sanılanın aksine- gittikçe halktan ve tabandan uzaklaşmayı gerektiriyor. özelilkle sağ partiler için bu durum geçerli. kendilerine kolay alternatifler sunulabiliniyor (medya- siyaset ağı da buna güzel çanak tutuyor). medyanın, liberallerin ve hatta Ab ve ABD nin bu parityi desteklemesi de buna eklemleniyor (ve bu destek hiçbir kimse için illel ebet sürmemiştir- buna ek olarak da türk seçmenin çok kolay oy değiştirebildiği bir diğer gerçek). kimse BOp'dan ayrı bir dış politika düşünemiyor, bu tür şeyleri eleştiren bütün siyasi oluşumlar (bila istisna) eleştirdikleri politikaları uygular olmuşlardır.
malesef türkiye de hiç bir partinin, ne uluslar arası ne de ekonomik düzlemde bir yeni açılım vaadettiği yoktur. etmesini de beklemek abesle iştigaldir.
nesnelliğimizi aynen devam ettiriyoruz; ve bu durum belki diplomaside bize "saygınlık kazandırıyor olabilir"; ama başkanı olmak la övündüğümüz İKÖ artık müslüman halklar nazarında saygınlığını kaybedeli yıllar olmuştur.
bazen yükselen biz olmuyoruz; alçalan duvarlar oluyor...malesef..
bir başka yorumumda da söyledim %5lik baraj olursa meclis daha da güzel olacaktır. o zaman asıl demokrasiden bahsedebiliriz. ben hala başbakanın, meclis başkanının ve cumhurbaşkanının -yetkileri azaltılsa bile- aynı partiden olmasına karşıyım. bu 50>49 anlayışıdır. başörtüsü konusunda ise umudum hiç yok. çünkü akp seçime girmeden önce bu sorunu çözücem demedi. eşi başörtülü bir cumhurbaşkanı da ancak ve ancak bir ego tatminidir. babamın işinden dolayı belediyeleri yakından çok gördüm. ve istisnasız her parti siyaseti kendi çıkarları için çok güzel kullanıyor. su konusunda ise topbaş'ı bilmem ama gökçek'e söylenenler az bile. odtü'de sular kesilmesede ankara bahsedilenden çok kötü. izmir ve eskişehir'e birşey söylenmemesi bence normal. çünkü özellikle eskişehir bu kuraklığı önceden görüp çalışma yapan bir belediye. eskişehir'de yaşamasamda bir kulağım orada. İKÖ hakkında abdurrahman'a sonuna kadar katılıyorum. türkiye birşeyler yapıyor gibi gözüksede özellikle ortadoğu'da imajı gittikçe kötüye dönüyor. önemli olan liderlerin gözündeki değil. halkın gözündeki imajdır. bu ülkenin başbakanı ben bop'un eşbaşkanıyım dediği zaman işgalleri meşru hale getirmiştir. bu sözler emin olalım kolay kolay unutulmayacaktır ortadoğu halkı tarafından. biraz sert bir yorum oldu kardeş ama umarım başka bir açıdan olayları gösterebilmişimdir.eline sağlık...
bir ufak eklem yapmak istiyorum ortadoğu da ve dünya hakları açısından bakacak olursak türkiyenin imajının düşüşünü frenleyen (veya azaltan) 1 mart tezkeresinin geçmemiş olmasıdır. bunuda burada kayda geçirmek istedim.
60. Hükümet'in hedefleri...
• Milli geliri öncelikle 10 bin dolara ulaştırmak.
• Daha ileri demokrasiyi geliştirmek.
• Barış ve dayanışma kültürünü daha da geliştirmek.
• Bölgeler arasındaki dengesizliği ortadan kaldırmak.
• Etnik ve dinsel milliyetçiliği zayıflatmak.
• Önyargıları gidermek, toplumsal mutabakatı sağlamak.
• Geleceğe yürüyen bir Türkiye inşa etmek.
Hedefleri bunlar olmasını bekliyoruz. %5 barajı için kesinlikle Galip'e katılıyorum zaten bağımsız girmr olayıyla birlikte artık gereksizdir yeni anayasa yapılacak diye söyleniyor düzeltilmesi gereken ilk şeylerden biri seçim barajı. Başörtüsü konusunu çok basit demek bence uygun değil hele olanları görürken ama ümitvar olmak istiyorum. Orta doğu ve İslam dünyası hakkında çok karamsar buluyorum sizleri durum parlak değil ama özellikle ağanın dediği gibi 1 Marttan sonra olumlu bir gidişat var. Tabi demokrasiden bahsediyoruz başkentimizde sular akmıyor ama ortalığı sel götürüyor insanlar perişan olmuş. gökçek seçimlerde neredeyse başbakan kadar konuştu onla tartıştı bunla tartıştı sanki milletvekili adayı. Ama asıl işleri duruyor. Eğer halktan yeteri kadar desteği alabiliyorsa mevkilerin rengi çokta önemli değil bence.
Bu arada galipcim sert olması önemli değil yanlış yoldaysam gerekirse kılıcınla (gerçi seninki şinaydı (nasıl yazılıyorsa artık))düzelt dostluk arkadaşlık samimiyet bunu gerektirir.
Akife yazısındaki iyimser havadan dolayı teşekkür ediyorum. Şu sıcak günlerde yüreğimizi serinletti. Herkes zaten birer yorum yapmış. Bu yüzden bana söyleyecek pek birşey kalmıyor. Yazının son kısmında "cumhurbaşkanı sözde değil özde demokrat olmalıdır" demiş. Yürekten katılıyorum Akifcim. Zira çok çektik demokrasinin savunucusu gibi gelip diktatörlüğe soyunanlardan. Tekrar teşekkür ediyorum.
eyvallah kardeşim. bir noktada gene itiraz edeceğim abdurrahman eklediği yorumda güzel söylemiş; düşüşe geçen şey 1mart ile yavaşladı ama aksi bir eğim yapmadı. israil ile olan ilişkiler -olmamalı demiyorum ama gözden geçirilmeli- yada genel görünüş pek iyi değil. eğer bölgede etkin bir ülke olmak istiyorsa yani oluşumlarla yeni politikalarla ortaya çıkmalıdır. -bu arada shinai bizim kılıçlar; onlara ne hacet biz yorumlarla düzeltiriz birbirimizi akif-
Yorum Gönder