Yeni Siyasi Durum

Cumhurbaşkanı seçildi hükümet kuruldu nihayet ve artık işler yeniden normalleşmeye başlıyor. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün dışında herhangi birinin aday olması düşünülemezdi ak partiden ve yanlış hamle yapılmadan olması gereken yani halkın istediği oldu. Bugün artık kabinede kurulmuş durumda. Yeni isimler var. Ertuğrul Günay, Zafer Çağlayan ilk göze çarpanlar. Yine âdetim üzere kısa başlıklar halinde gözümüze çarpanları sizlerle paylaşayım;
Gül ve Sezer
Uzun uğraşlar sonucu muhtıra ve seçim atlatılarak Gül sonunda seçildi. Belki bazıları kızacaktır ama nasıl Dsp-Mhp-Anap hükümetinden sonra gelecek kim olursa olsun başarılı olacak olduysa yine aynı şekilde Sezer’den sonra kim cumhurbaşkanı olursa olsun çok daha başarılı olacak. Bugün haberlerde gördüm Gül’de Sezer gibi kırmızı ışıkta durmuş diye. Belki bunu halka yakın olma şeklinde falan değerlendiriliyor ancak hiçte önemli değil bence bakın Ankara’da ne minibüsçüler ne de taksiciler ışıklara riayet eder varsın kırmızı ışıkta durmasınlar da ülkemizi daha iyi yerlere getirmek için uğraşsınlar. Cumhurbaşkanlığı şoförlükten daha önemli bir meslektir.
Hükümet
Hükümete bakınca daha da genişlemiş bir hükümet görüyoruz. Bakan sayısında ki artış israfta artışa yol açmamasını dilemekten başka bir şey gelmiyor elden. Özellikle ekonomi kurmayları tam anlamıyla Türkiye’yi bir yerlere götürebilecek şekilde artık bahane yok bu kadar durmak yeter. Bir de Abdülkadir Aksu’nun hükümette yer almaması var oldukça yerinde bir müdahale olmuş. Aksu döneminde mafya bitmedi sadece renk değiştirdi. Seçim döneminde vekâlet eden içişleri bakanı döneminde ki çete operasyonları Aksu döneminden daha fazlaydı ve çete operasyonlarından çıkan sonuçların seçim sonuçlarına etki ettiğini düşünüyorum. Yeni hükümet yine ak parti hükümeti ile karşılaştırılacak bu yüzden daha çok çalışmaları gerekiyor ilk yapacakları icraat sanırım sivil anayasa olacak umarım hakikaten sivil demokratik ve eskilerini aratmayacak şekilde olur. Bu arada Bülent Arınç’tan bahsetmemek olmaz, Arınç kabinede yer almadı ve bildiğiniz gibi meclis başkanlığına yeniden aday olmadı. Arınç’ın Gül için yaptığı belki 3. feragat Fazilet Partisine liderlik seçiminde Gül’ü kendine tercih etmişti başbakanlıkta yine öyle ve şimdide fazla gerilim olmaması için Meclis başkalığına eşi “açık” bir aday gösterildi ve Arınç kabinede de yer almadı. Gerçi Arınç’tan “bu sivri dilim olmasa cumhurbaşkanı olurdum”’a benzer bir söz çıkmıştı ne diyelim doğru söze ne hacet. Tabi bundan sonra tek tabanca olarak üzerinde olan makamın hafifliğiyle daha da sert açıklamalar da gelebilir.
Başarı
Beşiktaş ve Fenerbahçe Şampiyonlar Ligi ön eleme turunu geçtiler. İkisi içinde oldukça sevindik. Bu kadar sokağa dökülen paranın azda olsa karşılığının alınması ve ülkemizin tanınması için iyi bir durum ama televizyonda öyle bir hava var ki sanki Şampiyonlar Ligi kupasını herhangi bir takımımız almış hâlbuki sadece ön eleme geçilmiş. Gelmek istediğim nokta şu basit bir başarı bizi bu kadar mutlu etmemeli bu kadar heyecan yapmamalıyız yani bu galibiyetler bana Avrupa Birliği üye aday adaylığından AB üye adayı olduğumuzda yapılan kutlamalara benzettim. Niye bu kadar ufak şeylerden bu kadar mutluluk çıkarıyoruz ülkemiz hedefleri bu kadar küçük mü olmalı ya da vizyonumuz bu kadar sığ mı olmalı. Basit bir görüşmeden Türkiye arabuluculuk görevi üstlendi ve yahut diplomatik başarı diye neden etten evvel kazana giriyoruz. Artık şerefli mağlubiyetler ya da yenildik ama ezilmedik olaylarını bırakmamız hedeflerimizi hayallerimizi yüksek tutmalıyız Türkiye bunu hak etmiyor.
Bir Kanal
Eskiden her açtığımda 8. düzlem, rüya girişi tarzı programlar olurdu. İsmini zikretmeye gerek yok. Bugünlerde ise hemen hemen her akşam bir tartışma programı var her ne kadar benzer görüşlerden insanlar olsa da abuk sabuk programlardan gayet güzel.
M.Akif Memmi
3 yorum:
Bir yarın düşleriz hep, bir türlü bugüne kavuşmayan
Bir zafer düşleriz hep, aslında gerçekleşmesini istemediğimiz
Yeni bir gün düşleriz, yeni bir gün başlamışken bile
Kavgalardan kaçarız, uğruna dövüşmemiz gerekse de
Ve biz hâlâ uyuyoruz.
Çağrıları duyarız, ama gerçekten önemsemeyiz asla
Gelecek için umutlanırız, ama gelecek bir plandan ibarettir yalnızca
Bilgeliği düşleriz, ama her gün kaçıp uzaklaşırız yanından
Bir kurtarıcı gelmesi için yalvarırız, ama bizim elimizdedir kurtulmak
Ve biz hâlâ uyuyoruz.
Ve biz hâlâ uyuyoruz
Ve biz hâla yakarıyoruz
Ve biz hâlâ korkuyoruz
Ve biz hâlâ uyuyoruz.
Ölü Ozanlar Derneği
selamlar:)
güncel siyasi belirsizlik 3-4 aydır devam ediyordu. öyle yada böyle; günah ve sevabı ile bir şekilde demokrasi dairesi içinde çözümün olması sevindirici. 11. cumhurbaşkanı çok daha az gerilimlerin yaşandığı bir ortamda seçilir umut ederiz tabi.
herşeyin bukadar sığlaştığı bir ortamda...umutlar ve vizyonumuzda sığlaşıyor haliyle...şimdilik yeni şeyler söyleyecek olan insanlara açık krediler vermeli diye düşünüyorum.
yazı ve güncele ilişkin yapılmış bu durum değerlendirmesi ve "neredeyiz şimdi?" sorusuna bir nevi cevap veren bu yazı için akif'e teşekkürler. kalemi ve kelamı kavi olsun.
Eski Yunan'da hükümdar seçimleri yapılacak.. 'Aristidis' daha önce üç beş defa seçilmiştir.. Yeni bir seçim yapılıyor ve seçim günü, Aristidis sandıklar arasında dolanıyor... Oy kullanmak isteyen ve okur yazarlığı olmayan bir vatandaş, Aristidis'ten yardım istiyor. Aristidis "..kime oy vereceksin?" diye sorduğunda, adam "..Aristidis'i yazma da kimi yazarsan yaz" cevabını veriyor.
Aristidis şaşırıyor ve: "..ondan ne kötülük gördün. Aristidis adaletli bir hükümdar değil mi?" diye sorunca, vatandaş cevabını veriyor: "..Hiçbir kötülük görmedim ve duymadım, Kendisini de tanımam. Adaletli olduğunu da söylüyorlar. Ama yıllardır hep Aristidis.. Aristidis.. Aristidis. Bıktım artık bu Aristidis'ten!"
O olmasın da ne olursa olsun sözünün yeni bir davranış çeşidi olmadığına ve bu tepkinin 'neden ötürü' verilebileceğine dikkati çekmek istedim.
Bundan sonra yeni açılımları görmemiz muhtemel. AB, ABD ve diğer siyasal/ekonomik konjonktürel gelişmelerde yeni açılımlara gidileceğini anlamak zor değil. Bundan sonra, gerilim unsurunun siyasete karıştırılmaması gereklidir. Bahane edilebilecek bir karşı duruşun ve kurumun( belediyeler, hükümet, hatta muhalefet..) olmadığı gün gibi açıktır.
Bekleyelim; top saha içinde ve saha top oynamak için gayet müsait!..
Yorum Gönder